Öğrenci Topluluğu ve Ders Notları

Öğrenciler Platformu

REKLAM ALANI
İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2017 Pazar


YAZILI EDEBİYAT DÖNEMİ

Yazıya ilk aktarılan eserlerin bulunduğu dönemdir. Türkçe yazılı belgeler 6. yüzyıldan kalan Yenisey ve 8. yüzyıldan kalan Orhun Yazıtları’dır (Köktürk Kitabeleri). Orhun Yazıtları, Türklerin edebî değer taşıyan “ilk yazılı metinler”idir. Yazıtlarda kullanılan dil, bütün dış etkilerden uzak, saf Türkçedir. Uygur yazıtları da bu dönemin eserlerindendir. Bu dönemde Türkler kendi alfabelerini (Göktürk, Uygur) kullanmışlardır.





Uygur Dönemi Eserleri

Göktürk Devleti’nin yıkılmasından sonra kurulan Uygur hanlıklarından kalma eserlerdir. Daha çok Buda ve Mani dininin esaslarını anlatan metinlerdir. Bunlar Turfan yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Uygurların kâğıda kitap basma tekniğini bildikleri anlaşılmaktadır. Dönemden kalma birçok hikâyenin yanında “kökünç” denilen bir tür ilkel tiyatro eseri de vardır. Altun Yaruk ve Sekiz Yükmek adlı eserler, Budizm’i anlatan dinî metinlerdir. Uygurlar bu eserleri 14 harfli Uygur alfabesiyle yazmışlardır.

Uygur Dönemine ait bir metin parçası

Buda Avatamsaka atlıg sudur içinde
Busulmak - sız nom oguş - ka kirmek bölükde
Bulung yıngak sayu kelmiş bodısatav-lar
Bulıtçılayu yıgılmış toy kuvrag ara

Günümüz Türkçesiyle

Buda Avatamsaka adlı sutra içinde,
Değişmeyen - töre faslında - giriş bölümünde,
Her yandan, her köşeden gelmiş bodhisatvaların
Bulut gibi toplanmış olan topluluğu cemaati arasında.


Göktürk (Orhun) Yazıtları

Orhun Abideleri, Göktürk İmparatorluğu’nun ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma altı adet yazılı dikilitaştır. Yazıtlar Türk dili, tarihi, edebiyatı, sanatı, töresi hakkında önemli bilgiler vermektedir. Türk ve Türkçe adı, ilk kez Doğu Göktürkler dönemine ait bu yazıtlarda geçmektedir.
Yazıtların üçü çok önemlidir. Anıtların olduğu yerde yalnızca dikilitaşlar değil, yüzlerce heykel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve kaplumbağa heykelleri, sunak taşları bulunmuştur.
Orhun Abideleri’ni ilk kez 1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev bulmuştur. 1890’da bir Fin heyeti, 1891’de de bir Rus heyeti burada incelemelerde bulunmuştur. Bu heyetler yazıları çözememişlerdir. Fakat 1893 yılında Danimarkalı bilgin Vilhelm Thomsen, 38 harfli alfabeyi çözerek yazıtları okumayı başarmıştır. Yazıtlar, Türklerin ilk ulusal alfabesi olan Göktürk alfabesi ile yazılmıştır.
Alfabenin dördü sesli, otuz dördü sessiz harften oluşur. Yazıda harfler birbirine birleştirilmez, kelimeler de birbirlerinden iki nokta üst üste konularak ayrılır. Sağdan sola ve yukarıdan aşağıya yazılır. Orhun abidelerinde yazılar yukarıdan aşağıya yazılmış ve sağdan sola doğru istiflenmiştir.
Yazıtlarda kullanılan dil, yabancı etkilerden uzak, yalın bir dildir. Yazıtlar, yer yer realist bir tarih dili, yer yer millî ve sosyal eleştiri cümleleri, yer yer kudretli bir hitabet dili ile yazılmıştır. Yazıtla Türkçenin ilk düzyazı örnekleridir.

Göktürk Yazıtları’ndan bir bölüm

Tengri tek Tengride bolmış Türk Bilge Kagan bu ödke olurtum. Sabımın tüketi eşidgil. Ulayu ini yigünüm oglanım biriki oguşum budunum biriye şadpıt begler yırıya tarkat buyruk begler Otoz (Tatar..)

Günümüz Türkçesiyle

Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamıyla işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, günyedeki şadpıt beyleri, kuzeydeki tarkat, buyruk beyleri, Otuz Tatar...

Kültigin Anıtı

Kültigin yazıtında Göktürk tarihine ait olaylar, Bilge Kağan’ın ağzından nakledilerek birlik, bütünlük mesajı verilir.
3,35 metre yükseklikte, kireçtaşından yapılmış ve dört cephelidir. Yazıtın doğu yüzünde 40; güney ve kuzey yüzlerinde 13’er satır Göktürk harfli Türkçe metin vardır. Batı yüzünde ise, devrin Tang İmparatoru’nun Köl Tigin’in ölümü dolayısıyla gönderdiği Çince mesajına yer verilmiştir. Batı yüzünde Çince yazılar dışında yazıta sonradan eklenmiş Göktürk harfli iki satır bulunmaktadır. Yazıtın kuzeydoğu, güneydoğu, güneybatı yüzlerinde de (pahlarda) Göktürk harfli Türkçe metinler mevcuttur.
Kültigin yazıtında Göktürk tarihine ait olaylar, Bilge Kağan’ın ağzından nakledilerek birlik, bütünlük mesajı verilir. Yazıtın doğu, kuzey ve güney yüzlerinin yazıcısı, Yollug Tigin, batı yüzünün yazıcısı ise, Tang İmparatoru Hiuan Tsong’ın yeğeni Çang Sengün’dür. Köl Tigin yazıtının doğu yüzünde, bütün Türk boylarının ortak damgası olduğu sanılan dağ keçisi damgasına; doğuya ve batıya bakan “tepelik” kısımlarında ise, kurttan süt emen çocuk tasvirlerine yer verilmiştir.
Yazıt, geçen yaklaşık 1300 yıllık süreç içinde önemli ölçüde tahrip olmuştur. Zira yazıtın doğu ile kuzey yüzlerini birleştiren kısım yıldırım düşmesi sonucunda parçalanmıştır. Orijinalinde kaplumbağa kaide üzerinde bulunan yazıt, bu kaidenin de parçalanması üzerine 1911 yılında, sunak taşından kesilen granit bir blok üzerine oturtulmuştur.

Bilge Kağan Anıtı

734 yılında ölen Bilge Kağan adına oğlu Tenri Kağan tarafından yaptırılan bu anıt 735 yılında dikilmiştir.
Yazıtta Bilge Kağan’ın ağzından devletin nasıl büyüdüğü anlatılmakta ve Kültigin’in ölümünden sonraki olaylardan söz edilmektedir. Ayrıca kağanın konuşmasından başka yeğeni Yuluğ Tigin’in kayıtları da yer almaktadır. Yaklaşık 3,75 metre yüksekliğinde olan yazıt, dört cephelidir. Yazıtın doğu yüzünde 41, kuzey ve güney yüzlerinde 15’er satır Göktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Batı yüzünde ise, (Köl Tigin yazıtında olduğu gibi), Çince bir metne yer verilmiştir. Batı yüzünün tepelik kısmının ortalarına da Göktürk harfli Türkçe manzum metin yazılmıştır.
Yazıtın güneydoğu, güneybatı ve batı yüzlerinde de (pahlarda) Göktürk harfli Türkçe küçük metinler bulunmaktadır. Yazıtta olayları nakleden, öğütler veren Bilge Kağan’dır. Yazıta Köl Tigin’in ölümünden sonraki olaylar anlatılmıştır.

Tonyukuk Anıtı

Tonyukuk anıtı dört cepheli iki dikilitaş hâlindedir. Yazılar, diğer taşlara göre daha silik durumdadır.
Tonyukuk, Bilge Kağan’ın babası İlteriş Kağan’ın amcası Kapgan Kağan’ın ve Bilge Kağan’ın baş bilicisi yani başveziri idi. Bu anıtı ihtiyarlık devrinde kendisi diktirmiştir ve yazılar da kendisine aittir. Taşlarda Göktürklerin Çin esaretinden nasıl kurtulduğu, kurtuluş savaşının nasıl yapıldığı ve Tonyukuk’un neler yaptığı anlatılır. Birinci yazıtta 35, ikinci yazıtta 27 satır Göktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır.

Tonyukuk Anıtından

Ben Bilge Tonyukuk’um. Çin ülkesinde doğdum. Türk milleti Çin’de tutsak idi. Türk milleti hanını bulmayınca Çin’den ayrıldı, han sahibi oldu. Hanını bırakıp yine Çin’e tutsak düştü. Tanrı şöyle demiş: Han verdim, hanını bırakıp tutsak düştün. Tutsak düştüğün için Tanrı öldürdü. Türk milleti öldü, bitti, yok oldu. Türk Sır milletinin yerinde boy kalmadı.
“Türk, Oğuz beyleri, kavmi, işitin yukarıda gök basmasa, asağıda yer delinmese Türk milleti ülkeni, töreni kim bozar?”

Göktürk Yazıtlarının genel özelliklerini şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Türklerin ilk yazılı eseridir.
  • Doğu Göktürklerin tarihine ışık tutar.
  • Söylev türünde yazılmıştır.
  • Oldukça gelişmiş ve işlenmiş bir dil kullanılmıştır.
  • Türk dilinin gelişmişlik düzeyine ilişkin etraflı bilgiler edinilebilir.
  • Hem dinî hem de din dışı konular işlenmiştir.
  • Tarih, coğrafya ve edebiyata kaynak olacak niteliktedir.
  • Türk tarihini, toplumun yaşam biçimini, dünyaya bakış tarzını ortaya koyar.
  • Kitabelerde idarecilerin ve sultanların halkı aydınlatması, yaptıklarının hesabını halka vermesi söz konusudur.
  • “Türkçe”, “Türk” gibi dil ve millet isimleri ilk kez bu yazıtlarda yer almıştır.
  • Bir yüzleri Göktürk alfabesiyle, diğer yüzleri Çince yazılmıştır.

SÖZLÜ EDEBİYAT DÖNEMİ

Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdeki edebiyattır. Bu dönemde, Türk toplumlarında ozan denen saz şairleri bulunurdu. Bunlar dinî törenlerde ve bütün sosyal etkinliklerde şiir söyler, destan okurlardı. Böylece dilden dile dolaşan bir şiir geleneği oluşmuş, tarih boyunca tüm kültür değişmelerine rağmen yok olmayan bu gelenek günümüze kadar kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür. 
Sözlü edebiyatta şiir, en geniş yeri tutar, kopuz denilen bir çalgı eşliğinde söylenirdi. O dönemde şiir yazılmaz, söylenirdi. Şairlerin toplumda önemli rolleri vardır. Bilinen ilk Türk şairlerden bazıları: Çuçu, Arpın Çor Tigin, Kül Tarkan, Pratyaya Şiri…

Sözlü edebiyat dönemine ait bir şiir:

Kemi içre olturup
Ila suvin keçtimiz
Uygur taba başlanıp
Mınglak ilin açtımız

Günümüz Türkçesiyle
Gemi içerisinde oturarak
Ila suyunu geçtik
Uygurlara karşı durmakla
Mınglak ilini açtık

Sözlü dönem edebiyatının verimlerine geçmeden önce bu dönemin genel özelliklerini sıralayalım.

Sözlü edebiyatın genel özellikleri şunlardır:
  •  Bu dönemde ozan, baksı, kam denen kişilerce, müzik eşliğinde kopuz adı verilen sazla şiir söylenirdi.
  •  Bu dönemin asıl ürününü doğal destanlar dediğimiz tür oluşturur.
  •  Ölçü, millî ölçümüz olan “hece” ölçüsüdür ve bunların 7’li, 8’li ve 11’li olanları tercih edilmiştir.
  •  Nazım birimi “dörtlük”tür.
  •  Sığır (av törenleri), şölen (dini ayinler), yuğ (ölen kişinin ardından yapılan törenler) adı verilen toplantılarda oluşmuştur.
  •  Dildeki kelime sayısı sınırlı kalmıştır. Yabancı dillerin etkisi yoktur, saf bir Türkçedir.
  •  Dizelerde genel olarak yarım uyak ve redif kullanılmıştır.
  •  Daha çok doğa, aşk, kahramanlık, yiğitlik ve ölüm konuları işlenmiştir.