Öğrenci Topluluğu ve Ders Notları

Öğrenciler Platformu

REKLAM ALANI
İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2017 Pazar


YAZILI EDEBİYAT DÖNEMİ

Yazıya ilk aktarılan eserlerin bulunduğu dönemdir. Türkçe yazılı belgeler 6. yüzyıldan kalan Yenisey ve 8. yüzyıldan kalan Orhun Yazıtları’dır (Köktürk Kitabeleri). Orhun Yazıtları, Türklerin edebî değer taşıyan “ilk yazılı metinler”idir. Yazıtlarda kullanılan dil, bütün dış etkilerden uzak, saf Türkçedir. Uygur yazıtları da bu dönemin eserlerindendir. Bu dönemde Türkler kendi alfabelerini (Göktürk, Uygur) kullanmışlardır.





Uygur Dönemi Eserleri

Göktürk Devleti’nin yıkılmasından sonra kurulan Uygur hanlıklarından kalma eserlerdir. Daha çok Buda ve Mani dininin esaslarını anlatan metinlerdir. Bunlar Turfan yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Uygurların kâğıda kitap basma tekniğini bildikleri anlaşılmaktadır. Dönemden kalma birçok hikâyenin yanında “kökünç” denilen bir tür ilkel tiyatro eseri de vardır. Altun Yaruk ve Sekiz Yükmek adlı eserler, Budizm’i anlatan dinî metinlerdir. Uygurlar bu eserleri 14 harfli Uygur alfabesiyle yazmışlardır.

Uygur Dönemine ait bir metin parçası

Buda Avatamsaka atlıg sudur içinde
Busulmak - sız nom oguş - ka kirmek bölükde
Bulung yıngak sayu kelmiş bodısatav-lar
Bulıtçılayu yıgılmış toy kuvrag ara

Günümüz Türkçesiyle

Buda Avatamsaka adlı sutra içinde,
Değişmeyen - töre faslında - giriş bölümünde,
Her yandan, her köşeden gelmiş bodhisatvaların
Bulut gibi toplanmış olan topluluğu cemaati arasında.


Göktürk (Orhun) Yazıtları

Orhun Abideleri, Göktürk İmparatorluğu’nun ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma altı adet yazılı dikilitaştır. Yazıtlar Türk dili, tarihi, edebiyatı, sanatı, töresi hakkında önemli bilgiler vermektedir. Türk ve Türkçe adı, ilk kez Doğu Göktürkler dönemine ait bu yazıtlarda geçmektedir.
Yazıtların üçü çok önemlidir. Anıtların olduğu yerde yalnızca dikilitaşlar değil, yüzlerce heykel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve kaplumbağa heykelleri, sunak taşları bulunmuştur.
Orhun Abideleri’ni ilk kez 1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev bulmuştur. 1890’da bir Fin heyeti, 1891’de de bir Rus heyeti burada incelemelerde bulunmuştur. Bu heyetler yazıları çözememişlerdir. Fakat 1893 yılında Danimarkalı bilgin Vilhelm Thomsen, 38 harfli alfabeyi çözerek yazıtları okumayı başarmıştır. Yazıtlar, Türklerin ilk ulusal alfabesi olan Göktürk alfabesi ile yazılmıştır.
Alfabenin dördü sesli, otuz dördü sessiz harften oluşur. Yazıda harfler birbirine birleştirilmez, kelimeler de birbirlerinden iki nokta üst üste konularak ayrılır. Sağdan sola ve yukarıdan aşağıya yazılır. Orhun abidelerinde yazılar yukarıdan aşağıya yazılmış ve sağdan sola doğru istiflenmiştir.
Yazıtlarda kullanılan dil, yabancı etkilerden uzak, yalın bir dildir. Yazıtlar, yer yer realist bir tarih dili, yer yer millî ve sosyal eleştiri cümleleri, yer yer kudretli bir hitabet dili ile yazılmıştır. Yazıtla Türkçenin ilk düzyazı örnekleridir.

Göktürk Yazıtları’ndan bir bölüm

Tengri tek Tengride bolmış Türk Bilge Kagan bu ödke olurtum. Sabımın tüketi eşidgil. Ulayu ini yigünüm oglanım biriki oguşum budunum biriye şadpıt begler yırıya tarkat buyruk begler Otoz (Tatar..)

Günümüz Türkçesiyle

Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamıyla işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, günyedeki şadpıt beyleri, kuzeydeki tarkat, buyruk beyleri, Otuz Tatar...

Kültigin Anıtı

Kültigin yazıtında Göktürk tarihine ait olaylar, Bilge Kağan’ın ağzından nakledilerek birlik, bütünlük mesajı verilir.
3,35 metre yükseklikte, kireçtaşından yapılmış ve dört cephelidir. Yazıtın doğu yüzünde 40; güney ve kuzey yüzlerinde 13’er satır Göktürk harfli Türkçe metin vardır. Batı yüzünde ise, devrin Tang İmparatoru’nun Köl Tigin’in ölümü dolayısıyla gönderdiği Çince mesajına yer verilmiştir. Batı yüzünde Çince yazılar dışında yazıta sonradan eklenmiş Göktürk harfli iki satır bulunmaktadır. Yazıtın kuzeydoğu, güneydoğu, güneybatı yüzlerinde de (pahlarda) Göktürk harfli Türkçe metinler mevcuttur.
Kültigin yazıtında Göktürk tarihine ait olaylar, Bilge Kağan’ın ağzından nakledilerek birlik, bütünlük mesajı verilir. Yazıtın doğu, kuzey ve güney yüzlerinin yazıcısı, Yollug Tigin, batı yüzünün yazıcısı ise, Tang İmparatoru Hiuan Tsong’ın yeğeni Çang Sengün’dür. Köl Tigin yazıtının doğu yüzünde, bütün Türk boylarının ortak damgası olduğu sanılan dağ keçisi damgasına; doğuya ve batıya bakan “tepelik” kısımlarında ise, kurttan süt emen çocuk tasvirlerine yer verilmiştir.
Yazıt, geçen yaklaşık 1300 yıllık süreç içinde önemli ölçüde tahrip olmuştur. Zira yazıtın doğu ile kuzey yüzlerini birleştiren kısım yıldırım düşmesi sonucunda parçalanmıştır. Orijinalinde kaplumbağa kaide üzerinde bulunan yazıt, bu kaidenin de parçalanması üzerine 1911 yılında, sunak taşından kesilen granit bir blok üzerine oturtulmuştur.

Bilge Kağan Anıtı

734 yılında ölen Bilge Kağan adına oğlu Tenri Kağan tarafından yaptırılan bu anıt 735 yılında dikilmiştir.
Yazıtta Bilge Kağan’ın ağzından devletin nasıl büyüdüğü anlatılmakta ve Kültigin’in ölümünden sonraki olaylardan söz edilmektedir. Ayrıca kağanın konuşmasından başka yeğeni Yuluğ Tigin’in kayıtları da yer almaktadır. Yaklaşık 3,75 metre yüksekliğinde olan yazıt, dört cephelidir. Yazıtın doğu yüzünde 41, kuzey ve güney yüzlerinde 15’er satır Göktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır. Batı yüzünde ise, (Köl Tigin yazıtında olduğu gibi), Çince bir metne yer verilmiştir. Batı yüzünün tepelik kısmının ortalarına da Göktürk harfli Türkçe manzum metin yazılmıştır.
Yazıtın güneydoğu, güneybatı ve batı yüzlerinde de (pahlarda) Göktürk harfli Türkçe küçük metinler bulunmaktadır. Yazıtta olayları nakleden, öğütler veren Bilge Kağan’dır. Yazıta Köl Tigin’in ölümünden sonraki olaylar anlatılmıştır.

Tonyukuk Anıtı

Tonyukuk anıtı dört cepheli iki dikilitaş hâlindedir. Yazılar, diğer taşlara göre daha silik durumdadır.
Tonyukuk, Bilge Kağan’ın babası İlteriş Kağan’ın amcası Kapgan Kağan’ın ve Bilge Kağan’ın baş bilicisi yani başveziri idi. Bu anıtı ihtiyarlık devrinde kendisi diktirmiştir ve yazılar da kendisine aittir. Taşlarda Göktürklerin Çin esaretinden nasıl kurtulduğu, kurtuluş savaşının nasıl yapıldığı ve Tonyukuk’un neler yaptığı anlatılır. Birinci yazıtta 35, ikinci yazıtta 27 satır Göktürk harfli Türkçe metin bulunmaktadır.

Tonyukuk Anıtından

Ben Bilge Tonyukuk’um. Çin ülkesinde doğdum. Türk milleti Çin’de tutsak idi. Türk milleti hanını bulmayınca Çin’den ayrıldı, han sahibi oldu. Hanını bırakıp yine Çin’e tutsak düştü. Tanrı şöyle demiş: Han verdim, hanını bırakıp tutsak düştün. Tutsak düştüğün için Tanrı öldürdü. Türk milleti öldü, bitti, yok oldu. Türk Sır milletinin yerinde boy kalmadı.
“Türk, Oğuz beyleri, kavmi, işitin yukarıda gök basmasa, asağıda yer delinmese Türk milleti ülkeni, töreni kim bozar?”

Göktürk Yazıtlarının genel özelliklerini şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Türklerin ilk yazılı eseridir.
  • Doğu Göktürklerin tarihine ışık tutar.
  • Söylev türünde yazılmıştır.
  • Oldukça gelişmiş ve işlenmiş bir dil kullanılmıştır.
  • Türk dilinin gelişmişlik düzeyine ilişkin etraflı bilgiler edinilebilir.
  • Hem dinî hem de din dışı konular işlenmiştir.
  • Tarih, coğrafya ve edebiyata kaynak olacak niteliktedir.
  • Türk tarihini, toplumun yaşam biçimini, dünyaya bakış tarzını ortaya koyar.
  • Kitabelerde idarecilerin ve sultanların halkı aydınlatması, yaptıklarının hesabını halka vermesi söz konusudur.
  • “Türkçe”, “Türk” gibi dil ve millet isimleri ilk kez bu yazıtlarda yer almıştır.
  • Bir yüzleri Göktürk alfabesiyle, diğer yüzleri Çince yazılmıştır.

SÖZLÜ EDEBİYAT DÖNEMİ

Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdeki edebiyattır. Bu dönemde, Türk toplumlarında ozan denen saz şairleri bulunurdu. Bunlar dinî törenlerde ve bütün sosyal etkinliklerde şiir söyler, destan okurlardı. Böylece dilden dile dolaşan bir şiir geleneği oluşmuş, tarih boyunca tüm kültür değişmelerine rağmen yok olmayan bu gelenek günümüze kadar kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür. 
Sözlü edebiyatta şiir, en geniş yeri tutar, kopuz denilen bir çalgı eşliğinde söylenirdi. O dönemde şiir yazılmaz, söylenirdi. Şairlerin toplumda önemli rolleri vardır. Bilinen ilk Türk şairlerden bazıları: Çuçu, Arpın Çor Tigin, Kül Tarkan, Pratyaya Şiri…

Sözlü edebiyat dönemine ait bir şiir:

Kemi içre olturup
Ila suvin keçtimiz
Uygur taba başlanıp
Mınglak ilin açtımız

Günümüz Türkçesiyle
Gemi içerisinde oturarak
Ila suyunu geçtik
Uygurlara karşı durmakla
Mınglak ilini açtık

Sözlü dönem edebiyatının verimlerine geçmeden önce bu dönemin genel özelliklerini sıralayalım.

Sözlü edebiyatın genel özellikleri şunlardır:
  •  Bu dönemde ozan, baksı, kam denen kişilerce, müzik eşliğinde kopuz adı verilen sazla şiir söylenirdi.
  •  Bu dönemin asıl ürününü doğal destanlar dediğimiz tür oluşturur.
  •  Ölçü, millî ölçümüz olan “hece” ölçüsüdür ve bunların 7’li, 8’li ve 11’li olanları tercih edilmiştir.
  •  Nazım birimi “dörtlük”tür.
  •  Sığır (av törenleri), şölen (dini ayinler), yuğ (ölen kişinin ardından yapılan törenler) adı verilen toplantılarda oluşmuştur.
  •  Dildeki kelime sayısı sınırlı kalmıştır. Yabancı dillerin etkisi yoktur, saf bir Türkçedir.
  •  Dizelerde genel olarak yarım uyak ve redif kullanılmıştır.
  •  Daha çok doğa, aşk, kahramanlık, yiğitlik ve ölüm konuları işlenmiştir.



19 Mayıs 2017 Cuma


OLAY ÇEVRESİNDE GELİŞEN EDEBÎ METİNLER

Sözlü dönemde, olay çevresinde gelişen edebî metinler olarak karşımıza destanlar çıkmaktadır. Şimdi destanları bütün yönleriyle inceleyelim. Türk destanları hakkında da bilgi verelim.




Destan

Destanlar, kökü tarihe dayanan, ilhamını tarihten alan bir halk edebiyatı verimi olduğundan, Türk milletinin tarihten önceki çağlarda yaşayış ve inanışlarını destanlarda, olduğu gibi bulabiliriz.
Destanlar, milletlerin zihinlerinde derin etki bırakan savaş, göç, afet, kıtlık gibi olayların etkisiyle söylenmiş, halk arasında kendiliğinden oluşan uzun manzum hikâyelerdir. Destanlar, sadece eski, köklü bir tarihî geçmişi olan milletlere özgüdür. Bir millet büyük olaylar, savaşlar vb yaşamamışsa destanı oluşmaz.
Sözlü edebiyatın en önemli kaynağı destanlardır. Dünya edebiyatları içinde destanlar yönüyle en zengin edebiyat, Türk edebiyatıdır. Diğer milletlerin bir veya iki destanı varken Türklerin bunlardan fazla destanı vardır.

Destanların özellikleri şunlardır:
  • Bir milletin ortak hayat görüşlerini yansıtır.
  • Olağanüstü özellikler taşır.
  • Destan kahramanları toplum içinde seçkin kişilerdir. (Kral, Han, Hakan... vb.)
  • Oldukça uzundur.
  • Anlatılan olaylar toplumda derin izler bırakmıştır.
  • Millî dil ve nazım şekilleriyle söylenmiştir.
  • Konuları bakımından savaş, deprem, yangın, mizah, ünlü kişilerin yaşamları şeklinde sıralanabilir.
Oğuz Kağan Destanı, Uygur Türkçesiyle

... Bolsıngıl tep dediler
Anung angagusu uşbu turur
Takı mundın song sevinç taptılar
K(e)ne künlerdin bir kün
Ay Kagannug közü yarup bodadı
İrkek ogul togurdı
Oşul ogulnung önglüki çırağı kök irdi
Agızı ataş kızıl irdi
Közleri al saçları kaşları kara irdi
Yakşı nepsikilerdin körüglükrek irdi ...

Günümüz Türkçesiyle
(Oğuz Han’ın doğuşu:)
... Olsun dediler.
Onun resmi işte budur:
Ondan sonra da yine sevinç ve neşe buldular.
Yine günlerden bir gün
Ay Kağan’ın gözü parladı; erkek oğul dourdu.
Bu çocuğun yüzü gök; ağzı ateş (gibi) kızıl,
Gözleri ela, saçları ve kaşları kara idi.
Perilerden daha güzeldi.

TÜRK DESTANLARI
1.Altay Destanı
·         Yaratılış Destanı
2.Saka Destanları
·         Şu Destanı
·         Alp Er Tunga Destanı
3.Hun – Oğuz Destanları
·         Oğuz Kaan Destanı
·         Atilla Destanı
4.Köktürk Destanları
·         Bozkurt Destanı
·         Ergenekon Destanı
5.Uygur Destanları
·         Türeyiş Destanı
·         Göç Destanı
·         Manas Destanı
·         Cengizname (Cengizhan Destanı)
·         Edige Destanı
·         Köroğlu Destanı


TÜRK DESTANLARINDA TİPLER

TÜRK DESTANLARINDA MOTİFLER


Destanlar oluşumları bakımından iki grupta incelenebilir.

1. Doğal Destanlar

Halk arasında ortaya çıkan anonim ürünlerdir. Bunlar genellikle daha sonra bir şair tarafından derlenip düzenlenmiştir. Bu türe örnek olarak şu destanları sıralayabiliriz.

Yunanlıların: İliada, Odysseia
Finlilerin: Kalevala
Almanların: Nibelungen
Hintlilerin: Ramayana, Mahabarata
İspanyolların: Cid
Fransızların: Chanson de Roland
Sümerlerin: Gılgamış
Rusların: İgor
İranlıların: Şehname
Japonların: Şinto
Türklerin: Bozkurt, Şu, Göç… doğal destanlarıdır.

2. Yapma (Suni) Destanlar

Bir olayın doğal destana benzetilerek bir şairce destanlaştırılmasıdır. Yapma destan örneği olarak şunları sıralayabiliriz:

Aineis: Virgilius yazmıştır.
Kurtarılmış Kudüs: Tasso yazmıştır.
Kaybolmuş Cennet: Milton yazmıştır.
Üç Şehitler Destanı: Fazıl Hüsnü Dağlarca yazmıştır.
Genç Osman Destanı: Kayıkçı Kul Mustafa yazmıştır.

Türklere ait yapay destanlar, tam anlamıyla milletimiz arasında yayılmış destanlar değildir.

Örnek 1:

Aşağıdaki dizilerden hangisi, sadece Türk destanlarını kapsamaktadır?

A) Alp Er Tunga – Oğuz – Türeyiş – Şehname
B) Şu – Türeyiş – Gılgamış – Oğuz
C) Türeyiş – Alp Er Tunga – Oğuz – Şu
D) Oğuz – Alp Er Tunga – Ramayana – Şu
E) Şehname – Oğuz – Şu – İlyada

                                                                     (1975)

Çözüm: Seçeneklerde geçen “Şehname” İranlıların,
“Gılgamış” Sümerlerin, “Ramayana” Hintlilerin, “İlyada”
Yunanların destanıdır. Dolayısıyla bu destanların
yer almadığı C seçeneğindeki destanların tamamı
Türklere aittir.
                                                                     Cevap C

Örnek 2:

Aşağıdaki destanlardan hangisi, birlikte verildiği
ulusa ait değildir?

A) Manas – İran
B) Ramayana – Hint
C) Nibelungen – Alman
D) Kalevala – Fin
E) Ergenekon – Türk

                                                               (1997 - ÖYS)

Çözüm: Manas Destanı, Kırgız Türklerinin destanıdır
ve dolayısıyla A seçeneğinde yapılan eşleştirme yanlıştır.
Diğer seçeneklerdeki eşleşmeler ise doğrudur.
                                                                       Cevap A

Örnek 3:

Aşağıdakilerin hangisinde doğal destanlar bir arada verilmiştir?

A) İlyada, Kalevala, Oğuz Kağan
B) İlyada, Kaybolmuş Cennet, Oğuz Kağan
C) Kaybolmuş Cennet, Kalevala, Şehname
D) İlyada, Kurtarılmış Kudüs, Kalevala
E) Kurtarılmış Kudüs, Şehname, Odysseia

                                                                    (1988 - ÖYS)

Çözüm: B seçeneğindeki Kaybolmuş Cennet, D ve E
seçeneğindeki Kurtarılmış Kudüs yapay destan olduğu
için B, C, D ve E seçeneği doğru cevap olamaz. A
seçeneğinde verilenler ise doğal destandır.
                                                                         Cevap A

17 Mayıs 2017 Çarşamba



COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN EDEBÎ METİNLER

Sözlü dönemdeki coşku ve heyecanı dile getiren metinleri şu şekilde sınıflandırabiliriz:

Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler
- Sagu
- Sav

Sagu

“Yuğ” adı verilen ölüm törenlerinde, ölen kişilerin iyiliklerini ve duyulan acıları dile getiren şiirlerdir.

Kafiye düzeni koşuktaki gibidir.
Halk edebiyatındaki karşılığı “ağıt”, divan edebiyatındaki karşılığı “mersiye”dir.

Bilge bögü yunçıdı
Ajun anı yançıdı
Erdem eti tınçıdı
Yerge tegip sürtülür

Günümüz Türkçesiyle
Bilgili ve akıllı (olanların hâli) kötüleşti
Dünya onları ezip çiğnedi ve hırpaladı
Edep ve erdemin etleri çürüdü ve bozuldu
(Bu etler vücuttan sarkıyor ve) yerlere değip sürükleniyor

----------------------------

1
Alp Er Tunga öldi mü
Issız ajun kaldı mu
Ödlek öçin aldı mu
Emdi yürek yırtılur
2
Ödlek küni tavratur
Yalnguk küçin kevretür
Erdin ajun sevretür
Kaçsa takı ertilür
3
Ögreyki mundag ok
Munda adın tıldag ok
Atsa ajun ugrap ok
Taglar başı kertilür

Günümüz Türkçesiyle
1
Alp Er Tunga öldü mü
Kötü dünya kaldı mı
Felek öcünü aldı mı
Şimdi yürek yırtılır
2
Feleğin günleri çabuk geçer
İnsanın gücünü zayıflatır
Dünyadaki insanları azaltır
(İnsan) Kaçsa yine geçilir
3
(Feleğin) âdeti böyledir işte
Bundan başkası bahanedir zaten
(Felek) niyet edip ok atarsa
Dağların başı kertilir

Örnek:

Alp Er Tunga öldi mü
Issız acun kaldı mu
Ödlek öçin aldı mu
Emdi yürek yırtılur

Bu parçanın nazım şekli nedir?

A) Koşuk
B)Sav
C)Varsağı
D) Sagu
E) Semaî
                                                                 (1976)

Çözüm: 7’li hece ölçüsü ile yazılan bu şiirin, ölen Alp
Er Tunga’nın ardından söylendiği anlaşılıyor. Dil olarak
da Eski Türkçe kullanıldığına göre bu şiir, İslam öncesi
Türk edebiyatı nazım biçimlerindendir. Bu konuyu
işyeyen şiir türlerine “sagu” adı verilir.
                                                                  Cevap D



Sav

Dönemin özlü sözleridir. Bugünkü atasözlerinin ilk biçimi niteliğindedir.

Arpasız at aşumas. (Arpasız at koşamaz.)
Subuzğanda ev bolmas. ( Eski mezarlıkta ev olmaz.)

Koşuk

“Sığır” denilen sürek avları sırasında söylenen şiirlere verilen isimdir.
Dörtlüklerle söylenmiştir.
Hece ölçüsü kullanılmıştır. Yiğitlik, aşk, tabiat, hasret, doğa güzelliği, savaş gibi konular işlenmiştir.
Kafiye düzeni “aaab, cccb, dddb...” şeklindedir.
Bu tür daha sonra halk edebiyatındaki “koşma”nın karşılığıdır.

Kanı akıp yoşuldu
Kabı kamug teşildi
Ölüg birle koşuldu
Toğmuş küni uş batar

Günümüz Türkçesiyle
Kanı akıp boşandı
Derisi baştan deşildi
Ölülerle bir oldu
Doğan güneş işte batıyor
* * *

-----------------------------------------------------


1
Kızıl sarıg arkaşıp
Yipgin yaşıl yüzkeşip
Bir bir kerü yörkeşip
Yalnguk anı tanglaşur
2
Karvı çuvaç kuruldı
Tugum tikilip uruldı
Süsi otun oruldı
Kançuk kaçar ol tutar
3
Yıglap udu artadım
Bagrım başın kartadım
Kaçmış kutug irtedim
Yagmur kipi kan saçar

Günümüz Türkçesiyle
1
Kızıl ve sarı art arda yerden bitiyor
Mor ve yeşil yüz yüze geliyor
Ve bir birlerine sarılıyorlar
İnsan hayretler içinde kalıyor
2
Yuvarlak otağım kuruldu
Tuğum dikildi ve vuruldu
(Düşman) askeri ekin gibi biçildi
Nasıl kaçar (asker) onu tutar
3
Ardından ağlayıp mahvoldum
Bağrımın yarasını deştim
Kaçmış mutluluğu aradım
Yağmur gibi kan saçıyor